Öteki dinlerden olanlar ile ilişkilerimizi nasıl düzenlemmeliyiz?

December 26, 2007

Hırıstiyan, Yahudi ve Öteki dinlerden olanlar ile ilişkilerimizi nasıl düzenlemeliyiz?

Aşağıdaki ayetler Kuran ın Diyanet İşleri tarafından yayınlanan çevirisinden (http://www.kuran.gen.tr/) alınmıştır.

(Maide)5:51 51. Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.

(Maide)5:57 Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.


Bu ayetlerin gösterdiği doğrultuda sürekli olarak toplumlar ve insanlar arası ilişkilerin geliştiği bir dünyada Hırıstiyan, Yahudi ve Öteki dinlerden olanlarla ilişkilerimizi nasıl düzenlemeliyiz?

Kur’an da aksi açıkca belirtildiği halde İslam neden mezheplere bölünmüştür?

October 21, 2007

Kutsal kitabımız Kur’an da aşağıdaki ayetlerde açıkca belirtildiği halde dinimiz neden parça parça edilerek farklı mezheplere bölünmüştür?

Imran:3-103. Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de o sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size
âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

Rum: 30-31,32. Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

İslamı bülerek çarpıtan ve olmayanı varmış gibi gösteren ve ayrılıkcılığı cesaretlendiren bir yaklaşım nasıl İslam olarak buna inanlarda nasıl Müslüman olarak görülebilir?

Kuran neyi yasaklıyor: Şarap içmeyimi, serhoş olmayımı, yoksa aklı kullanma yeteneğini yitirten şeylerin kullanımınımı?

October 1, 2007

Alkolün ve diğer kafa bulandırıcı maddelerin amacını aşan mitarlarda sürede alımasının hem maddi hem de manevi dünyamıza verdiği zararlar tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bilinmekte ve kabul edilmektedir.

Günümüzde Alkollü içki içmek hatta üretmek ve ticaretini yapmak konusu gündeme geldiğinde çevremizdekilerden hemen dinimizin şarap içmeyi Kurana dayanarak yasakladığı sözlerini duyar; hatta alkollü içkiyi içen veya ticaretini yapacak kişiyi utandırcak, hatta lanetlemeye varacak kadar giden bir şekle dönüştüğünü gördüğümüz olaylar gün geçtikçe artmakta.

Durum böyle iken dinimizin bizlere bu konuda Kuranda nasıl yol gösterdiğini anlamak için içinde konunun geçtiği Maide Suresi 5-90; Bakara Suresi 2-219; Nisa Suresi4-43 ; Muhammed Suresi 47-15 surelere bir bakalım.

Maide Suresi5-90. Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. 5-91. Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

Bakara Suresi2-219. Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır.
Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

Nisa Suresi4-43. Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince
ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

Muhammed Suresi47-15 Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu ennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Yukarıdaki surelerden kolayca anlayacağımız gibi, ortada şarap içmeyi hatta serhoş edici maddeleri almayı, üretmeyi yada ticaretini yapmayı tamamen yasaklayan bir yaklaşımın söz konusu olmadığını görmekeyiz. Hatta, Muhammed Suresi47-15 ayette -içenlere zevk veren şarap ırmakları – şarap hakkında yasaklayacı değil, özendirici bir anlamda söz edildiği
görülmektedir.

Öyleyse neden İslamda sarhoş edici içki, şarap gibi maddelere karşı katı bir yasak olduğuna inanılmakta ve savunulmaktadır?

Bunun cevabı Hz.Muhammedin ölümünden 200 yıl sonra yazılmaya başlanan hadislerde bulunmaktadır. Sarhoş edici içki, şarap gibi maddelere karşı katı yasaklar bu Hadislerin ortaya çıkması ile kendini göstermektedir.

Kuranda değil Hadislerde ortaya konulan bu tümden yasaklamalar ile alkolun tıbbı ilaçlarda kullanılması bile Haram olarak görülmektedir.

Elkdeki bilgiere bakıldığında ilginç olarak karşımıza çıkan şey ise kendini İslama adamış olan çoğu Halifelerin düzenli olarak içki içtikleri bilgisidir.

Kuranda Sarhoş edici içki, şarap gibi maddeler zararlı olduğu şu sözler ile -”Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.”- belirtilmesine karşın Kuran sarhoş edici içki, şarap gibi maddeler için katı ve toptancı yasak getirmediği görilmektedir.

Bu konuda sorun Mümünlerin Hadis(ler)i mi yoksa Kuranı mı kaynak alacakları ve inanacakları sorunudur.


Eğer hadislere inanılacak ise Kuranın yanlışlığı, eğer Kurana inanılacak isede hadislerin yanlışlığı ve çarpıtılmışlığının kabulu gerekmektedir.

Kutsal Kur’an Tarih Boyunca Değişmiş Olabilirmi?

September 13, 2007

Günümüzde İslam dini konusunda görüş alış verişinde bulunmaya başlandığında er veya geç konunun Kur’an da bulunan bür Sure yada Ayeti kaynak alacak şekilde yönlendirildiği yada konunu ilgili Sureler yada Ayetler tarafında geliştirilmeye çalışıldığı hepimiz tarafından gözlenmekte.

Konunun doğası gereği kaçınılamayacak olan bu durumun bir anlamda da konunun esası açısından gerekli olduğu gerceği yine hepimizin kabul edebileceği bir gerçektir.

Aynı zamanda konuya ilişkilendirilen Sure ve Ayetlerden bahsedilmeye başlandığında tarafların görüşlerini güçlendirmek amacı ile Kur’anın Hz.Muhammede indirilişinden bu yana bu güne dek değişmeden gelen Tanrının emirlerini içeren tek kutsal kitap olduğu savını güçlü bir şekilde işitirsiniz. Yani konuşmayı ilerletmek için Kur’anın Hz.Muhammede indirilişinden bu yana hiç bir şekilde değişmeden geldiğini kabul etmeniz gereklidir.

Halbuki Bakara:2-106. Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? ayeti değişikiliğin olabileceğini açıkca bizlere anlatmaktadır.

Hz.Muhammede indirilişinden bu yana yaklaşık 15 yüzyıl geçmiş olan ve bu süre içinde binlerce sureti yapılmış, onlarca dile çevrilmiş, yüzlerce meali düzenlenmiş olan Kur’an değişmeden kalabilmişmidir?

Kur’anın bilerek yada bilmeyerek değiştirilmiş olabileceği bir matemetiksel olasılık değilmidir?

Kur’anın bilerek yada bilmeyerek değiştirilmiş olabileceği olasılığını bile düşünmek istemeyler bunun aksini nasıl kanıtlayabilir?

İslam kadına Türbanı -Baş bağı- doğrudan emredermi

September 5, 2007

Güncel olarak adı Türban olan kendine özgü baş bağı İslam tarafından kadına gerekli kılınan bir giysi türmüdür yoksa zaman içinde işlerine gelenlerin Kuranı işlerine geldiği gibi yorumlayıp çevirisini (Tercüme) yaptıkları ve anlamını (Meal) işlerine geldikleri gibi yapmaları sonucu gerekli olmuş bir giysi türümüdür?

Kisacası: Kuran kadının başını kapamasını doğrudan emretmektemidir?

Benim T.C. Diyanet İşlerinin öevirisi olan Kuranda bulabildiğim kadarı ile kadının giyim kuşamı hakkındaki iletiler üç yerde görülmektedir. Bunlar aşağıda verilen sure ve ilgili bölümleridir.

A’raf
7:26- Ey Âdemoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Hayırlı olan, takva elbisesidir. İşte bu(nlar), Allah’ın âyetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

Nur

24:31Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.

el-AHZÂB
33:59 Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Yukarida verilen surelerin hiç birinde kadının kafasını kapatması Yaratan tarafından doğrudan açıkça emredilmemektedir. Burada üzerinde durulan ve tartışılmakta olan ileti (varsayılan emir) Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. tümcesidir.

Anadili Arapça olan birçok İslam bilimci Nur suresinin 31inci bölümünün Kuranda kadının başının örtülmesini doğrudan emredilmediği yönünde anlamaktadırlar. Bu İslam bilimcilere göre Nur suresinin 31inci bölümünde Khımar sözcüğü kullanılarak kadınların kapatmaları gereken yerin kafaları değil göğuslerinin çatallaştığı bölge olmak üzere göğusleri olduğunu ileri sürmektedirler.

Eğer yüce tanrı kadınların başlarını kapatmalarını isteseydi bunu daha doğrudan ve açık bir dil ile ifade etmezmiydi?

Zekat vermeden öksüz ve yetimi koruyup kollmaya kadar birçok konuda bizlere doğrudan ve tartışma götirmeyecek açıklıkla emirlerini ileten Yaradan kadınların başlarını kapatmalarını isteseydi bunu daha doğrudan emredemezmiydi?


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.